HABERLER
BISKÜVI SEKTÖRÜ ISTIKRARLI BÜYÜYOR
Türkiye bisküvi sektörü son yıllarda pazarda fark yaratacak ürün gruplarının imalatıyla istikrarlı bir büyüme yakaladı. Sektörün özellikle tercih unsuru olan çikolata, karamel ve bisküviyi farklı fonksiyonlarda harmanlayarak sunması ve farklı kültürlere ait lezzetlerin iç piyasada kabul görmesi istikrarlı büyümeyi tetikleyen unsurların başında sayılıyor. Türkiye bisküvi sektörü son yıllarda hem iç hem de dış piyasada düzenli bir büyüme grafiği yakalamış durumda. İç piyasada her yıl yüzde 10 ila 12 aralığında büyüme kaydeden sektörde bu durum, işletmelerin Ar-Ge gücüne bağlanıyor. Firmaların her yıl pazarda çığır açacak en az iki yeni ürünle tüketicinin karşısına çıktığı tespitini yapan uzmanlar, bu durumun da beraberinde istikrarlı büyümeyi getirdiğini söylüyor. Sektörün özellikle tercih unsuru olan çikolata, karamel ve bisküviyi farklı fonksiyonlarda harmanlayarak sunması ve farklı kültürlere ait lezzetlerin iç piyasada kabul görmesi istikrarlı büyümeyi tetikleyen unsurların başında sayılıyor. Yine genç nesli hedef alan yüzde 100 doğal ve besin değeri açısından zengin ürün gruplarının da pazarda önemli bir boşluğu doldurduğu değerlendirmesini yapan uzmanlar, sözü edilen ürün gruplarının bisküvi ihracatına da olumlu yansıdığı fikrinde birleşiyor. İç piyasadaki başarılarının yanı sıra dış pazarlarda da başarılı olmak için kültürel farklı gözeten sektör aktörleri, kimi ülkelere çok şekerli kimi ülkelere ise daha karamelize ürünler satarak, kültürel farkların meydana getirdiği pazardan olabilecek en yüksek verimi alıyor. Artık sektörün tek tepi ürün imal edemeyeceğine işaret eden uzmanlar, bu durumun olumlu yansımasının ihracatta hissedildiği değerlendirmesini yapıyor. Pazar odaklı çalışan sektörde ihracat artıyor Türkiye bisküvi sektöründe yer alan firmaların dünya geneli bisküvi ihracatından daha fazla pay almak için gösterdiği çaba son yıllarda meyvesini de vermeye başladı. Artık bulundukları ülkelerin koşullarına ve tüketici taleplerine göre ihracat yapan firmalar, bu sayede ihracat cirolarını artırıyor. Şu anda yıllık üretiminin yaklaşık olarak beşte birlik kısmını ihracata kanalize eden Türkiye bisküvi sektörü, dünya genelinde en fazla ihracat yapan 12’nci ülke konumunda bulunuyor. Türkiye bisküvi sektörü, dünya geneli bisküvi ihracatından aldığı pazar payını her geçen gün artırıyor. Bu durumu sektörde faaliyet gösteren firmaların pazar odaklı çalışmasına bağlayan uzmanlar, her ülkeye göre üretilen marka, ambalaj ve lezzet çalışmalarının meyvesini verdiğine dikkat çekiyor. İhracat noktasında sağlanan başarıyı Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verileri de doğruluyor. 2011 yılı itibarıyla Türkiye tatlı bisküvi sektörü miktar bazında 216 bin ton değer bazında ise 453 milyon dolarlık ihracat yaptı. Uzmanlar, bu oranın önümüzdeki yıllarda artabileceğine işaret ediyor. Türk firmalarının teknolojiyi kullanma noktasında sıkıntı yaşamadığını ancak kimi pazarlarda tek tip ürünle yapılan fiyat odaklı satışın sektöre zarar verdiği tespitini yapan ŞEMAD yönetimi, yürütülecek inovatif çalışmalarla birlikte sektörün ihracatta yıldızının parlamaya devam edeceği fikrinde birleşiyor. Sembolik ihracattan dünya pazarlarına Dünya genelinde 40 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olan bisküvi sektörü Türkiye’de ihracat da dahil edildiğinde 1.4 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaşmış durumda. Türkiye’deki fabrikaların kurulu kapasitesinin 850 bin tona ulaştığı değerlendirmesini yapan ŞEMAD yetkilileri, sektörün her yıl 650 ila 750 bin ton arasında imalat yaptığını bildiriyor. Yine sektörün toplam üretiminin yüzde 80’ini iki fabrikanın yaptığı değerlendirmesinde bulunan dernek yöneticileri, yüzde 20’lik kısmın ise çok sayıda firma tarafından değerlendirildiğini bildiriyor. Sektörün ihracatta elde ettiği başarıya ilişkin bilgiler de veren dernek yönetimi, Türkiye bisküvi sektörünün ilk ihracatına 1974 yılında sembolik olarak Kıbrıs ile başladığını anımsatıyor. Bu dönemde sembolik olan ihracatın zaman içinde sürekli arttığı bilgisini veren uzmanlar, 2011 yılı resmi verilerine göre, sektörün miktar bakımından 216 bin ton bisküvi ihraç ettiğini aktarıyor. Bu sayede ülkeye 453 milyon dolar tutarında döviz kazandırıldığını bildiren uzmanlar, artık Türk bisküvi üreticilerinin dünyanın dört bir yayına mal gönderdiğini vurguluyor. Yine kimi firmaların hedef pazarlarda fabrika kurduğu tespitini de yapan uzmanlar, bu durumu ihracattaki vaat edilen potansiyele bağlıyor. Kişi başına tüketim çok düşük bulunuyor Sektörün ihracat noktasında elde ettiği başarıya rağmen iç piyasada yeterince tüketim artışı yakalayamadığına dikkat çeken firma sahipleri, bu yüzden tam kapasiteyle çalışamadıklarının altını çiziyor. Türkiye pazarında kişi başına 4.5 kilogram bisküvi tüketildiğini bildiren sektör aktörleri, söz konusu rakamın AB ülkelerinde iki kat olduğu değerlendirmesini yapıyor. Bu durumu aşmak için bisküviyi çikolata ile harmanlayarak piyasaya süren tüketiciler önümüzdeki dönemlerde tüketim artışının yükselmesini bekliyor. Sektörün sorunlarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan firma sahipleri, Türkiye’de bisküvi sanayi için uygun buğday yetiştirilmesine karşın kalitede istikrarın sağlanmasında ve standart yönünden sıkıntılar yaşandığını dile getiriyor. Yine enerji girdileri ve taşımacılık maliyetlerinin rekabeti olumsuz etkilediği görüşünde olan sektör aktörleri, bu durumun rekabet etme kabiliyetlerini etkilediğine işaret ediyor. Firmaların hem yüksek enerji girdileri, hem nakliye giderleri nedeniyle sıkıntı yaşadığını anlatan uzmanlar ise buna Ar-Ge’ye ayrılan bütçenin de eklenmesiyle önemli bir açığın oluştuğu tespitini yapıyor. Sektörde çalışacak deneyimli personel bulmakta sıkıntı yaşandığını anlatan firma sahipleri, bir kısım ambalaj makinelerinin de hala ithal ediliyor olmasını eleştiriyor. Ayrıca sektörün kalite kontrol anlayışı yerine kalite sağlam anlayışını benimsemesini isteyen uzmanlar ise üniversite ve TÜBİTAK işbirliğinin sektörün gereksinimleri doğrultusunda gerçekleşmesi önerisinde bulunuyor. Kalite kontrol yerine kalite sağlama anlayışı ile üretim içinde kalitenin sağlanması prensibinin yaygınlaşmasını bekleyen firma sahipleri, fiyat odaklı rekabet etme çabalarının da sektöre zarar vereceği fikrinde birleşiyor.